14.9.14
Sezon Başlarken
Ankaragücü demek kaos demektir.
Yeni bir sezon baslarken yine ortalik karismis neyin ne olacagi muallakta. Gruplar arasi cekismeler tribün degisiklikleri baskan taraftar catismasi derken sezonu maras deplasmaniyla actik.
Actik ama nasil actik nasil bir deplasman resmen 1 hafta surdu deplasman. Öyle bir hava bize böyle bir piskolojiye sokarken, takimda sezonun son maci gibi bitsede gitsek dercesine 90 dk. Yaşattı. Staddan ayrilirken bu takim bu sene cok basimizi agritir diyerek Ankara yoluna koyulduk.
Yol boyu her deplasman diyologlari basladi. Neolcak bu takim amk nasil bir takimmis bu, sen nediyon moruk? Uyuma olum uyuma uykum geliyor kaza mi yapak! Eşliğinde Ankara yolunu tutarken bu sezon yasiyacagimiz seneryonun konusu şekillenmeye başlıyor. Sıkıntılı deplasman yasakli maclar, başkan ve baskana karşı duranlarin çekişmesi kisacasi büyük bir kaos yine Ankaragücü nü bekliyor gibi...
Tek bir Umudumuz var o daAnkaragücü. Bekleyin Döneceğiz !
27.2.14
06.05.1972
10 yaşlarında bir kiz çocuğu büyüdüğü evden taşınırlarken annesinin eşyalarını ayıklama cezasına çarptırılır. Onun anısı var, şunu bi gün giyerim, bu çok eski antika sayılır, şuna kıyamam diye sayıklayan anenin çöp evi aratmayacak kalabalığı arasında bir koli dolusu eski saman kagıtlı defterleri keşfeder. 80'lerde çocuk olanların daha iyi hazırlayacağı güzel yazı defterlerindekine benzer el yazısıyla doldurulmuş saman kağıtlar, anasının da bir zamanlar genç hatta çocuk olduğunu haykırarak cezayı renklendirmeye başlamışdır ki, defterlerden birinin arasına zımba ile çakılmış kara saçlı kara gözlü başka bakışlı bir adam fotoğrafı bulir. Sarımsı pıt desen unufak olacakmış gibi eski bir gazete kağıdında gördüğü adam babasi değil, o değil bu değil, sayfaları çevirir ayni adam bu kez kalabalığın önünde yürümektedir. Bakışları, kara gözleri ve hatta saçları pek seçilmez bu fotoğrafta ama bu kez tanıdık bir şey vardır adama ait. Kalın bir manto gibi bir şey, parka denilenlerden, babasınkine benzer, çocuk kafasıyla annesinin gizli bir aşkını, babasından önceki sevgilisini hatta gizli sevgilisini bulduğunu düşünür. Anlamsız bir heyecan kaplar içini, annesini ona ceza verdiğini pişman edebilcek olmanın hain çocuksu "görürsün sen "iyle elinde defteri sallaya sallaya bir hışım salona koşar, defteri en ateşli pozlarla masaya bırakır " bu kimdir anne " diye sorar, en çocuksu bilmişliğin verdiği o ulaşılmaz havayla. Anne defteri alır, ela gözlerı sulanır yeşile döner, havası kaçmakta olan balon gibi sandalyeye yayılır. Bir süre deftere bakar, annesinin yeşile dönen sulu gözleri dokunur çocuğun kanına, yanlış bir şey vardır, ters bir şey, böyle olsun istememiştir ki o, utandırmak değil biraz intikam alıp evi toplamadan kaçmak dışarda yakantop oynamaktır tek amacı. Anne defteri seyreder, sonra çocuğa döner, ondan yıllar sonra birkaç kez annesini çok üzdüğü zamanlarda duyacağı o hafif sesle "o sadece 24 yaşındaydı" der. Çocuk eşyaları toplmaya devam eder.
Daha önceki çıkan fanzinlerimizden alınmış özel bir yazıdır...
Geçsede yolumuz bozkırlardan DENIZlere cikar SOKAKlar... #iyikidogdunDenizGezmis
Daha önceki çıkan fanzinlerimizden alınmış özel bir yazıdır...
Geçsede yolumuz bozkırlardan DENIZlere cikar SOKAKlar... #iyikidogdunDenizGezmis
7.2.14
Emeğinden Gayri Bir Şeyi Yoktu ...
Ankara' nın puslu ayaz bir akşamında başlamıştı her şey diyerek başlasam ne kadar otantik ve güzel bir başlangıç olurdu değil mi ? koymuşum soğuğa da kışına da akşamına da :) böyle başlamadı başlamaz da Ankara oğlum burası otantik ingiliz sineması mı çekiyoruz...
Neyse internetin başındayız yine bir gün mal gibi bakınırken sohbette bir anda pankart fikri çıktı. Ne yapsak nasıl yapsak derken hoop sözü yakaladık derken hoop arkasına güzel bir tasarım ohh işte bu rahatça uyuyabilirim.
Sabah olur olmaz dükkanda çayı elime almadan telefonu alıp marcos u aradım. Marcos pankart geliyor pankart efsane olcak harika olcak finans durumları nasıl?
M - hadi ya ne yapıyoruz
S -Sürpriz olsun marcos finansı nasıl yapcaz malzemeleri kim alcak ?
M -Ben öğlen iniyorum malzemeleri almaya o zaman inince paslaşalım neyi nereden alacaksam söylersin.
S -Görüşürüz...
Çay, sigara, çay hooop yine sigara hadi be marcos ne kızılaymış inemedin gitti. Pat marcos arar...
M -Kumaşcıdayım hangi renk ? kaç metre ?
S -Beyaz olsun bu sefer al 5 metre işimizi görür.
M -Başka?
S - İyisinden lacivert ve sarı boya . Ama bu sefer renk tonlarına dikkat et geçenkiler çok dandik çıktıdeğiştirdim. Koyu olsun lacivert.
M - Tamamdır onu da hallederim fırçayı da alıyorum ordan.
S - Fırçam tinerim var hemde en sertinde arada koklar koklar boyarız :)
M - ohh miss :) alınca hepsini ararım
Marcos yine aradı. - Malzemeler tamamdır sedire bırakıyorum
S - yav birini bulalımda metroya binip getirsin dükkana bende başlıyım hemen marcos olmaz mı ?
M - Kimse yok dönmediler ben sedire bırakıyorum sen halledersin...
derken ekim çıktı lotodan ben alıp getiriyim abi beraber yaparız deyince. hadi o zaman kap gel.
Ekimle pankarta başlıyalım derken farklı bir yazı karakteri geldi aklımıza zor olur diye şablon alalım dedik aldık şablonu. Onu assak bile tribüne öff ne biçim ...
Ogün gelen aksilikler üzerine ayrıldık yarın başlarım dedim pankarta.
Sonra ki gün dükkana girer girmez alt kata bezi sermekle başladık. karıştır boyatı kat tiner ohhh miss gibi koktu yine fırçayı bandıracak kıvamı yakalar yakalamaz sarı fonları boyamakla başladık. 2 - 3 saatlik çalışmayla sarı bölümler bitti ve pankartın en güzel kısmı olan yeri sarı ya boyadık.
Neyse falan filan derken pankartın sarı iç fonları ve çizimini yapabildik. Yine diğer güne kaldı. Sabahı iple çekmenin sonunda dükkana gider gitmez lacivert boyaya sarılıp ince ince boyamaya başladık sabahın köründe... Harfler yavaş yavaş şekillenirken yüzümde garip bir tebessüm oluşmaya başladı güzel oluyordu hemde çok. Lan yoksa tiner mi etki yaptı acaba :)
Kaç gündür dükkanda yatıyorduk pankartı burada yaparız dedik bok vardı da dedik. bir kısmı bitti ama işlerin yoğunlaşacağı tuttu. fırça sallayamaz olduk anasını satıyım. Telefon trafiği kurduk hemen cumartesi akşam pankartı yapacak yer bulalım sabaha biterim dedik. onu da demez olaydık.
Hep müsait olan zeyberlerin bahçede düğün olacağı tutmuş şansımıza. hoop bir telefon lan bizim büroda yapın tamam dedik demez olaydık. orada yattı. hooop bir telefon bizim muhtarlık var arka deposunda yapın tamam dedik demez olaydık. Orada yalan oldu. tadilatta olan dükkanda yapalım dedik aradık anahtar nerde falan derken orada olmadı. olum saat geçiyor ne ara başlayacağız ne ara bitecek amk. sıçarım yerine de yurduna da dedik madem Sokaktaki Kavgam dedik kavgayı sokakta verecez...
Arka sokağa geçtik ve pankartı Sokak tan arda kalan bir şekilde tekrardan başladık...
Yine Güzel başladı her şey bonus mekandan kalem bira çözmüştü keyfimiz yerine geldi. Hooop bi fırça lıkır lıkırrrr fırça darbeleri sigara yokun olum. Alican sıçacam tutacağın ışağa güzel tutsana. Tamam lan görünüyor ya işte...
Güzel gidiyor dedik ya her şey arkada binanın fanları çalışmasıyla başladı bokun bok işler yine kıçımız donmaya başladı hava -8 vurmuş gece 2 olmuş ara bir sokakta pankart yapıyoruz. Şarap falan alında ısınalım oğlum bu ne lan böyle alican ben gidiyim de sana kapalı alan çözeyim dedi ama nafile herkes el birliği olmuş pankartı yapma diye olumsuzluk yaratıyor. Nah ... yılmayız lan biz. inat ettik yapacağız. ona da bir nah neyi yapıyorsun burnum akıyor arkadaş artık elimle de silemiyorum boyaya damlıyorum elim tutmamaya başladı o sıra sebastianlar ellerinde mutluluk getirdi viski içinde ısının olum dedi. kapalı bir mekan çözse o kadar sevinmezdik sanırım... Soğuktan felç geçirmek üzereyken bıraktık pankartı dağılalım maçtan sonra bitiririm ben bunu dedim nasıl mı bıraktık ilerleme çook...
Yalnız yıldız bölümü kurumamış arkadaş güzel katlayın şunu... Öyle bir katlamışız ki boya dağılmasın diye gece 4 taşıma şeklimizi gören taksici sorma gereksiniminde bulundu. Gençler hayırdır o ne öyle. Ceset abi arada birini öldürdük onu taşıyoruz :) dağılana kadar ceset taşır gibi pankartı taşıdık zaten bez kefen bezi gayette normal sanki :)
Maça gittik çıktık yine aksilikler falan pankartı bitiremedik neyapsam nasıl yapsam derken eve gideyim odaya masayı açıyım her gün kalan 2 yada 3 harf yapar bitireyim dedim.
Bir kaç günlük uğraştan sonra pankartın son bölümlerinde Annemle tartışmaya başladım ama evde yapılır mı bu diye değil orası öyle mi boyanır çekil ben yaparım dedi fırçayı aldı elimden ve bir kısmına anne de el attı ve anne emeği de pankartta güzel durdu tabi o sıra yorumdan emeğinden gayri birşeyi yoktu kısmını ben denk getirmedim iyi denk geldi.
Ve son gün yıldızın üzerinde ki ince fonları yazmamla beraber pankart son bulacaktı. pankart için ilk ve sonuncu telefon görüşmesini marcosla yaptık. doğaçlama yıldızın üzerine yazılar yazacam ama sende bir şeyler atta marcos yazalım dedik. 1910 la yıldıza başladık Viva Sokak la son noktayı koyduk ve internete bitti diye sadece orta kısmı yayınladık öncelikle.
Pankartın bittiği günün ertesi aramızda toplantı kararı almıştık pankartı da açalım bir bakalım dedik. Pankart bitmişti yalnız giderken aklıma bir fikir geldi dükkanda başka bir işten kalan bir kaç çok hoş lacivert kumaşlar kalmıştı onları çerçeve şeklinde yazının dış bölümüne diktircektim. Aklıma gelen fikirde ise hafta sonu buluştuğumuz bir gün herkesin eline birer fırça verip hatıra defteri hesabı herkes birer ikişer kelam bir şeyler yazsın istedim söyledim herkesinde hoşuna gitti ayrı bir anısı hatırası ve ap ayrı bir özeli olacaktı... olacak olacak diyerek bir pankartı daha ilginç yaşanmışlıklar ile bitirdik. Yine boyalı tinerli pankart yapımında görüşürüz. Bir de unutmadan arkadaş insan odayı havalandırır lan sabah kalktım kafam güzel uyandım tinerden :) ....
Neyse internetin başındayız yine bir gün mal gibi bakınırken sohbette bir anda pankart fikri çıktı. Ne yapsak nasıl yapsak derken hoop sözü yakaladık derken hoop arkasına güzel bir tasarım ohh işte bu rahatça uyuyabilirim.
Sabah olur olmaz dükkanda çayı elime almadan telefonu alıp marcos u aradım. Marcos pankart geliyor pankart efsane olcak harika olcak finans durumları nasıl?
M - hadi ya ne yapıyoruz
S -Sürpriz olsun marcos finansı nasıl yapcaz malzemeleri kim alcak ?
M -Ben öğlen iniyorum malzemeleri almaya o zaman inince paslaşalım neyi nereden alacaksam söylersin.
S -Görüşürüz...
Çay, sigara, çay hooop yine sigara hadi be marcos ne kızılaymış inemedin gitti. Pat marcos arar...
M -Kumaşcıdayım hangi renk ? kaç metre ?
S -Beyaz olsun bu sefer al 5 metre işimizi görür.
M -Başka?
S - İyisinden lacivert ve sarı boya . Ama bu sefer renk tonlarına dikkat et geçenkiler çok dandik çıktıdeğiştirdim. Koyu olsun lacivert.
M - Tamamdır onu da hallederim fırçayı da alıyorum ordan.
S - Fırçam tinerim var hemde en sertinde arada koklar koklar boyarız :)
M - ohh miss :) alınca hepsini ararım
Marcos yine aradı. - Malzemeler tamamdır sedire bırakıyorum
S - yav birini bulalımda metroya binip getirsin dükkana bende başlıyım hemen marcos olmaz mı ?
M - Kimse yok dönmediler ben sedire bırakıyorum sen halledersin...
derken ekim çıktı lotodan ben alıp getiriyim abi beraber yaparız deyince. hadi o zaman kap gel.
Ekimle pankarta başlıyalım derken farklı bir yazı karakteri geldi aklımıza zor olur diye şablon alalım dedik aldık şablonu. Onu assak bile tribüne öff ne biçim ...
Ogün gelen aksilikler üzerine ayrıldık yarın başlarım dedim pankarta.
Sonra ki gün dükkana girer girmez alt kata bezi sermekle başladık. karıştır boyatı kat tiner ohhh miss gibi koktu yine fırçayı bandıracak kıvamı yakalar yakalamaz sarı fonları boyamakla başladık. 2 - 3 saatlik çalışmayla sarı bölümler bitti ve pankartın en güzel kısmı olan yeri sarı ya boyadık.
Neyse falan filan derken pankartın sarı iç fonları ve çizimini yapabildik. Yine diğer güne kaldı. Sabahı iple çekmenin sonunda dükkana gider gitmez lacivert boyaya sarılıp ince ince boyamaya başladık sabahın köründe... Harfler yavaş yavaş şekillenirken yüzümde garip bir tebessüm oluşmaya başladı güzel oluyordu hemde çok. Lan yoksa tiner mi etki yaptı acaba :)
Kaç gündür dükkanda yatıyorduk pankartı burada yaparız dedik bok vardı da dedik. bir kısmı bitti ama işlerin yoğunlaşacağı tuttu. fırça sallayamaz olduk anasını satıyım. Telefon trafiği kurduk hemen cumartesi akşam pankartı yapacak yer bulalım sabaha biterim dedik. onu da demez olaydık.
Hep müsait olan zeyberlerin bahçede düğün olacağı tutmuş şansımıza. hoop bir telefon lan bizim büroda yapın tamam dedik demez olaydık. orada yattı. hooop bir telefon bizim muhtarlık var arka deposunda yapın tamam dedik demez olaydık. Orada yalan oldu. tadilatta olan dükkanda yapalım dedik aradık anahtar nerde falan derken orada olmadı. olum saat geçiyor ne ara başlayacağız ne ara bitecek amk. sıçarım yerine de yurduna da dedik madem Sokaktaki Kavgam dedik kavgayı sokakta verecez...
Arka sokağa geçtik ve pankartı Sokak tan arda kalan bir şekilde tekrardan başladık...
Yine Güzel başladı her şey bonus mekandan kalem bira çözmüştü keyfimiz yerine geldi. Hooop bi fırça lıkır lıkırrrr fırça darbeleri sigara yokun olum. Alican sıçacam tutacağın ışağa güzel tutsana. Tamam lan görünüyor ya işte...
Güzel gidiyor dedik ya her şey arkada binanın fanları çalışmasıyla başladı bokun bok işler yine kıçımız donmaya başladı hava -8 vurmuş gece 2 olmuş ara bir sokakta pankart yapıyoruz. Şarap falan alında ısınalım oğlum bu ne lan böyle alican ben gidiyim de sana kapalı alan çözeyim dedi ama nafile herkes el birliği olmuş pankartı yapma diye olumsuzluk yaratıyor. Nah ... yılmayız lan biz. inat ettik yapacağız. ona da bir nah neyi yapıyorsun burnum akıyor arkadaş artık elimle de silemiyorum boyaya damlıyorum elim tutmamaya başladı o sıra sebastianlar ellerinde mutluluk getirdi viski içinde ısının olum dedi. kapalı bir mekan çözse o kadar sevinmezdik sanırım... Soğuktan felç geçirmek üzereyken bıraktık pankartı dağılalım maçtan sonra bitiririm ben bunu dedim nasıl mı bıraktık ilerleme çook...
Yalnız yıldız bölümü kurumamış arkadaş güzel katlayın şunu... Öyle bir katlamışız ki boya dağılmasın diye gece 4 taşıma şeklimizi gören taksici sorma gereksiniminde bulundu. Gençler hayırdır o ne öyle. Ceset abi arada birini öldürdük onu taşıyoruz :) dağılana kadar ceset taşır gibi pankartı taşıdık zaten bez kefen bezi gayette normal sanki :)
Maça gittik çıktık yine aksilikler falan pankartı bitiremedik neyapsam nasıl yapsam derken eve gideyim odaya masayı açıyım her gün kalan 2 yada 3 harf yapar bitireyim dedim.
Bir kaç günlük uğraştan sonra pankartın son bölümlerinde Annemle tartışmaya başladım ama evde yapılır mı bu diye değil orası öyle mi boyanır çekil ben yaparım dedi fırçayı aldı elimden ve bir kısmına anne de el attı ve anne emeği de pankartta güzel durdu tabi o sıra yorumdan emeğinden gayri birşeyi yoktu kısmını ben denk getirmedim iyi denk geldi.
Ve son gün yıldızın üzerinde ki ince fonları yazmamla beraber pankart son bulacaktı. pankart için ilk ve sonuncu telefon görüşmesini marcosla yaptık. doğaçlama yıldızın üzerine yazılar yazacam ama sende bir şeyler atta marcos yazalım dedik. 1910 la yıldıza başladık Viva Sokak la son noktayı koyduk ve internete bitti diye sadece orta kısmı yayınladık öncelikle.
Pankartın bittiği günün ertesi aramızda toplantı kararı almıştık pankartı da açalım bir bakalım dedik. Pankart bitmişti yalnız giderken aklıma bir fikir geldi dükkanda başka bir işten kalan bir kaç çok hoş lacivert kumaşlar kalmıştı onları çerçeve şeklinde yazının dış bölümüne diktircektim. Aklıma gelen fikirde ise hafta sonu buluştuğumuz bir gün herkesin eline birer fırça verip hatıra defteri hesabı herkes birer ikişer kelam bir şeyler yazsın istedim söyledim herkesinde hoşuna gitti ayrı bir anısı hatırası ve ap ayrı bir özeli olacaktı... olacak olacak diyerek bir pankartı daha ilginç yaşanmışlıklar ile bitirdik. Yine boyalı tinerli pankart yapımında görüşürüz. Bir de unutmadan arkadaş insan odayı havalandırır lan sabah kalktım kafam güzel uyandım tinerden :) ....
Onlar degilmiydi?
Birilerine inat edip, daglara, taslara yemin eden
Kendi dunyalarini
Kendilerince kurmak isteyen..
Birilerine inat edip, daglara, taslara yemin eden
Kendi dunyalarini
Kendilerince kurmak isteyen..
14.1.14
Van'da Yaşam...
Van'a ulaşmam ile beraber sis bulutu arkasında ihtişamlı Van gölü / tamam pardon denizi :) \ -muhteşem görüntüsüyle hoş geldin derken şehir halkıyla etkileşimlerimiz başladı.
Her şey güzel başladı ama bir anormallik var insanlar. Evet insanlar çok fazla samimi ve sıcaklar, soğuk mu bu sıcaklığın yanında kimin umurunda...
Kısa bir kara yolu ulaşımından sonra irtibatta olduğum depremzedelerin kaldıkları konteynerlere ulaştim ve beni ilk karşılayan minik Nisanur oldu.
Manevi duygular açısından çok güzel ve sıcak bir ortam vardi. Fakat şartlar o kadar acımasız ki. Ufacık konteynerde bir insan nasıl kalabilir diyenler var ama bu insanlar 7 kisi ayni konteynerde kalıyorlar ve üstelik su yok.
Evet şartlar felaket derecede ama buna rağmen umutlu ve mutlular. istedikleri tek şey var ne para ne kıyafet ne gıda ne bir başka şey sadece çocuklarını okutabilmek okullarından geri kalmamaları ve bütün çabalar bu yönde kimi aileler geçimsizlik ve maddi olumsuzluklar sebebiyle çocuklarını okula gönderemiyorlar. Medyada insanların istekleri yazılıyor ama yanlış yazılıyor bizde yanlış yazmışız. İnsanlar çocuklarını okutmak istiyor.
Tanıştığım bir başka ailenin durumu ise çok daha başkaydı baba akciğer kanseri anne böbrek yetersizliği ve bir kaç hastalığa daha maruz kalmış durumda, elektrik gidip geliyor su yok para yok sadece ilaçlar ve nefes almalarını kolaylaştıran cihazlar birde 3 çocuk birisi kız. şanslı olan kız sadece o okuyabiliyor diğer iki gencimiz kız kardeşinin ve ailesinin hastalık masraflarını çıkarabilmek için çalışıyorlar. Ve bu ailenin başına gelen dramatik bir olay. İzmir den gelen yardım kolilerinin birinden türk bayrağı taş ve bira şişesi çıktığını büyük bir üzüntü ile anlatıyor. Taşı bayrağı koyanı bilmem ama bu insan o bayrağı öpüp konteynerine asacak kadar daha çok sevdiğinden eminim.
aksam bütün aile konteynerde toplandığında her şeye rağmen gülebiliyorlar...
Burada herkesin çok çeşitli sıkıntıları bulunmakta ve boğuşuyorlar... bir insan bu şartlarda neler yapabilir ki sorusunu sayfalarca dolduracak kadar, imkansızlıklara rağmen yaşıyorlar nasıl mi en buyuk umutları olan gülüşleri, birbirlerine olan bağlılıkları ve sevgileriyle.
İnsanca yasamak herkesin hakki en çokta bu ufak çocukların. bu çocukların elleri kalem silgi tutmalı bunun için umarım önümüzdeki günlerde yeni kampanyalar başlar ve çocukların okumalarına yönelik çalışmalar gerçekleşir.
Her şey güzel başladı ama bir anormallik var insanlar. Evet insanlar çok fazla samimi ve sıcaklar, soğuk mu bu sıcaklığın yanında kimin umurunda...
Kısa bir kara yolu ulaşımından sonra irtibatta olduğum depremzedelerin kaldıkları konteynerlere ulaştim ve beni ilk karşılayan minik Nisanur oldu.
Manevi duygular açısından çok güzel ve sıcak bir ortam vardi. Fakat şartlar o kadar acımasız ki. Ufacık konteynerde bir insan nasıl kalabilir diyenler var ama bu insanlar 7 kisi ayni konteynerde kalıyorlar ve üstelik su yok.
Evet şartlar felaket derecede ama buna rağmen umutlu ve mutlular. istedikleri tek şey var ne para ne kıyafet ne gıda ne bir başka şey sadece çocuklarını okutabilmek okullarından geri kalmamaları ve bütün çabalar bu yönde kimi aileler geçimsizlik ve maddi olumsuzluklar sebebiyle çocuklarını okula gönderemiyorlar. Medyada insanların istekleri yazılıyor ama yanlış yazılıyor bizde yanlış yazmışız. İnsanlar çocuklarını okutmak istiyor.
Tanıştığım bir başka ailenin durumu ise çok daha başkaydı baba akciğer kanseri anne böbrek yetersizliği ve bir kaç hastalığa daha maruz kalmış durumda, elektrik gidip geliyor su yok para yok sadece ilaçlar ve nefes almalarını kolaylaştıran cihazlar birde 3 çocuk birisi kız. şanslı olan kız sadece o okuyabiliyor diğer iki gencimiz kız kardeşinin ve ailesinin hastalık masraflarını çıkarabilmek için çalışıyorlar. Ve bu ailenin başına gelen dramatik bir olay. İzmir den gelen yardım kolilerinin birinden türk bayrağı taş ve bira şişesi çıktığını büyük bir üzüntü ile anlatıyor. Taşı bayrağı koyanı bilmem ama bu insan o bayrağı öpüp konteynerine asacak kadar daha çok sevdiğinden eminim.
aksam bütün aile konteynerde toplandığında her şeye rağmen gülebiliyorlar...
Burada herkesin çok çeşitli sıkıntıları bulunmakta ve boğuşuyorlar... bir insan bu şartlarda neler yapabilir ki sorusunu sayfalarca dolduracak kadar, imkansızlıklara rağmen yaşıyorlar nasıl mi en buyuk umutları olan gülüşleri, birbirlerine olan bağlılıkları ve sevgileriyle.
İnsanca yasamak herkesin hakki en çokta bu ufak çocukların. bu çocukların elleri kalem silgi tutmalı bunun için umarım önümüzdeki günlerde yeni kampanyalar başlar ve çocukların okumalarına yönelik çalışmalar gerçekleşir.
19.12.13
Van icin bir sey yap. Onlarin sesi ol, bagir cagir ...
Ne zamandir birseyler karaliyim diyorum. O deplasman yok su arkadas cagirdi falan derken klavyenin basina oturamadik birtürlü. Ama bugun tam yazilacak gun dedim kendime... bugunlerde Ankaragucunun en guzel en umut verici olaylari yasaniyor. Taraftarlar van icin kampanyalar baslatmis durumda ve kimi arasam yaptim bi canta stadyum da gorusuruz diyor. gonul ister ki klup ciksin taraftarimiz bunu yaparken bize ornek oldu buda bizden desin ama nerde...
Malum Van depremi binalarin yikildigi degil insanligin yikildigi bi depremdir ve halen acilari sarilamamis bir durumda eger ki bu soguk kis sartlarinda cok az da olsa merhem olcaksak ne mutlu biz ve bu kampanyanlari yuruten taraftarlara...
Unutma Van üsumuyor ölüyor!
Bir ihtiyac listesi olusturulsada aslinda ihtiyac cok asil ihtiyac bir ev sicak bir yuva...
Malum Van depremi binalarin yikildigi degil insanligin yikildigi bi depremdir ve halen acilari sarilamamis bir durumda eger ki bu soguk kis sartlarinda cok az da olsa merhem olcaksak ne mutlu biz ve bu kampanyanlari yuruten taraftarlara...
Unutma Van üsumuyor ölüyor!
Bir ihtiyac listesi olusturulsada aslinda ihtiyac cok asil ihtiyac bir ev sicak bir yuva...
21.10.13
Yaşa Varol Başkent
Çok değil bundan 4 - 5 yıl önce her şey güzeldi fakat taraftar rantının da çanak tutmasıyla beraber gökçekler ailesi uzun yıllar sonra isteğine kavuştu Ankaragücü...
Her şey den bir haber olan kimi taraftar gelen futbolcuların ve takımın yüksek marka değeri gözlerini boyarken diğer tarafında otopark, büfe, kapalı zarflar göz boyamaktaydı. Ankaragücü kurumsallaşarak Endüstriyel futbolun ucundan tutmaya başlamıştı. Daha fiyakalı tesis, fiyakalı futbolcular, fiyakalı yöneticiler ...
Ankaragücü bizden uzaklaşıyordu...
Nitekim hep kızdığımız futbol rantı aslında bu sefer iyi bir şey yaptı. Rant kavgası bu süslü püslü fiyakalı Ankaragücüne tepkiler doğurmaya başladı ve sonunda ocakta dana pirzolalar pişerken tencereler yerini tavaya bırakarak ocakta menemen pişmeye başladı. tekrar eski tesislerimize döndük Ankaragücü bize döndü.
İnsanların gözlerini dolduran anlar yaşadık ama ne mutlu ki bizlere yaşadık yaşamaya da devam ediyoruz. Olaylar biraz basında dramatize edilse de Ankaragücü gerileme dönemindeydi ama taht kavgası artık son bulmuştu sadece ateşi körükleyecek kıvılcım arıyordu. Taraftar futbolcularına çocukları gibi bakıyordu sularını erzaklarını, dogalgaz, elektrik giderlerini karşılamaya başlamıştı. İnsan ailesine bakmaz mı tabi ki bakacak...
Bu 4 - 5 yıllık süreç bize o kadar güzel şeyler kattı ki insanlar artık daha samimi Stadyum önlerinde 0 bilet diye tabir edilen sponsor biletler yer almıyor ve hepsi bir yana artık taraftar Ankaragücü için bir şeyler yapıyor; takıma maç kazandırıyor, insanların takdirini kazanıyor ve parmak ısırtıyor.. O zaman Yaşa Varol Ankaragücü...
Mutlu olmak için hiç bir şeye gerek yok... ANKARAGÜCÜ OLSUN YETER
18.10.13
AVM ' ye '' SOKAK '' ...
Türkiye futbolu o kadar gerilerdeki ülkenin nabzını tutan şehirlerin en önemli takımları uzak diyarlarda gözlerden ırak sessiz sedasız erimeye devam ediyor...
Şehirlerin en kilit, en merkezi yerlerin can damarıdır stadyumlardır. Fakat bu güzel yerleri yeni moda olan avm - konut projeleriyle değişime götürülüyor. Sebep tabi kide Rant... Bugün İzmit İsmetpaşa yarın diğerleri...
Kocaelispor futbolcuları, kulüp çalışanları ve taraftarı hatta başta sakaryaspor olmak üzere diğer taraftarların bir çok anısının bulunduğu İzmit İsmetpaşa stadyumu tarihin tozlu raflarında tozlu inşaat çalışmalarının eşiğinde kaybolmak üzere.
Şimdi sözde ülke taraftarlarının %80 i Endüstriyel Futbol karşıtı fakat bu durum gerçekten böyle olmuş olsa ne bugün İsmetpaşa ne de önümüzdeki günlerde diğer stadyumlar yıkılmazdı...
''DHA'da yer alan habere göre, TOKİ’ye yeni stad yapması kaydıyla devredilen İsmetpaşa Stadı’nın arazisinde yaptırılacak olan toplu konut ve AVM ihalesi 22 Ekim salı günü Ankara’da gerçekleştirilecek ve daha sonra belirlenen program dahilinde yıkılacak.
Halen maçlarını İzmit İsmetpaşa Stadı’nda oynayan Kocaelispor, 22 Ekim’de gerçekleştirilecek ihalenin ardından yüklenici firma stadı hemen yıkmak isterse, TOKİ yeni yaptırıcağı stadın inşaatına başlamadığından, maçlarını Gölcük veya Körfez İlçesi’nde yapmak zorunda kalacak.'' kaynak : http://haber.sol.org.tr/spor/stat-yikiliyor-yerine-avm-yapilacak-haberi-81222
Şimdi İhale sonrası yıkımı hemen başlatılıp kocaelisporu da bir köşeye iter gibi gölcük yada körfeze atıp stad projesini kim bilir ne zaman başlatcaksınız. Ama avm ve konutları bir an önce bitirip fahiş fiyatlardan konut ve işyerlerini satacaksınız. Hay içine sıçtığımın endüstriyel futbolu...
Kocaelisporlu cefakar dostlarımızın bu onurla davalarında yanındayız avm ye SOKAK alayına HODRİMEYDAN
Kocaelisporlu cefakar dostlarımızın bu onurla davalarında yanındayız avm ye SOKAK alayına HODRİMEYDAN
O stadyumları yıkabilirsiniz, Anılarımızı Asla !
15.10.13
Kemiksiz 3 Puan !
Bizim Umudumuz var..
10 ay sonra 19 mayısta yerimizi aldık ve öyle bir atmosfer yaşandı ki yıllardır bahsettiğimiz o büyük taraftarın ruhu işte bu pazar stadyumda tribünlerdeydi. Maçın her anında oyuna etkisini gösterdi rakip takımın beraberliğe yatmaya çalışmalarını bile engelledi ve takımı ite kaka 90+2 de golünü attırdı. Yıllar sonra kaybolan taraftar ruhu bu pazar gelmişti umarım artık herkes bu hafta yapılan provayı devam ettirir ve el ele kol kola şampiyon bir şekilde bir üst ligde yerimizi alırız.
Çek ordan Lidere kemiksiz 3 Puan
10 ay sonra 19 mayısta yerimizi aldık ve öyle bir atmosfer yaşandı ki yıllardır bahsettiğimiz o büyük taraftarın ruhu işte bu pazar stadyumda tribünlerdeydi. Maçın her anında oyuna etkisini gösterdi rakip takımın beraberliğe yatmaya çalışmalarını bile engelledi ve takımı ite kaka 90+2 de golünü attırdı. Yıllar sonra kaybolan taraftar ruhu bu pazar gelmişti umarım artık herkes bu hafta yapılan provayı devam ettirir ve el ele kol kola şampiyon bir şekilde bir üst ligde yerimizi alırız.
Çek ordan Lidere kemiksiz 3 Puan
3.10.13
'Taraftarların ortak duygusu, halkın talepleridir'
Geçtiğimiz aylarda ortak platform kurulması ve sporun özellikle de futbolun ortak sorunları konusunda bir arada neler yapılabilir, nasıl ortak hareket ederiz düşüncesi ile toplanmıştık.
İlk olarak 'taraftarın ortak duygusu, halkın talepleridir ' dedik ...
Spor Emek-Sen ve taraftarlar olarak ortak yaptığımız açıklama :
İlk olarak 'taraftarın ortak duygusu, halkın talepleridir ' dedik ...
Spor Emek-Sen ve taraftarlar olarak ortak yaptığımız açıklama :
Statlarımızda, siyasi iktidarın baskıcı politika ve söylemlerine karşı oluşan atmosfer, Taksim Gezi olaylarından sonra tüm Türkiye'de yaşananların başka bir biçimde ifadesidir. Sayısı yüzbinleri aşan taraftarların ortak duygusu, halkın talepleridir.Biz aşağıda imzası olan sendika, dernek ve taraftar gurupları olarak, siyasal iktidarın, spor ve spor alanlarına dönük söylem ve politikalarının ciddi sorunlar yarattığını düşünüyoruz.Taraftarların sorunlarını çözmek yerine, stadyumlarda halkın sesini kısma gayretinizi izliyoruz!Stadyumlardaki her türlü olayda halkın ortak duygusunu paylaşan bizleri hedefe koyan açıklamalara ve politikalara karşı, taraftar haklarının korunması için birlikte hareket etme ve dayanışma içerisinde olacağımızı ilan ediyoruz.Bizim gibi düşünen, Türkiye'nin dört bir yanında taraftarları da bu çağrıyı güçlendirmeye davet ediyoruz.
* Ya Basta / Viva Göztepe * Gaziantepspor / Free Falcons * Beşiktaş / Beleştepe
* Beşiktaş / Halkın Takımı * Fenerbahçe / Sol Açık * Fenerbahçe / Öteki-1907
* Gençlerbirliği / Karakızıl * Ankaragücü / Sokak * Dev-Nurtepeliler
* Gazi Karambol * Sosyalist Mersin İdman Yurdlular
* Edirnespor G.K / Batıkale * Kartalspor / Yakacık Kartalları
* Mersin İdman Yurdu / Kırmızı Şeytanlar * Buca İstasyon * Kemenche Trabzonspor
* Altay Y.S.K.A ( Yükselki Sen Kararsın Ay ) * Sosyalist Adana Demirspor'lular
* Taraftar Hakları Derneği * Devrimci Spor Emekçileri Sendikası (Spor Emek-Sen)
* Beşiktaş / Halkın Takımı * Fenerbahçe / Sol Açık * Fenerbahçe / Öteki-1907
* Gençlerbirliği / Karakızıl * Ankaragücü / Sokak * Dev-Nurtepeliler
* Gazi Karambol * Sosyalist Mersin İdman Yurdlular
* Edirnespor G.K / Batıkale * Kartalspor / Yakacık Kartalları
* Mersin İdman Yurdu / Kırmızı Şeytanlar * Buca İstasyon * Kemenche Trabzonspor
* Altay Y.S.K.A ( Yükselki Sen Kararsın Ay ) * Sosyalist Adana Demirspor'lular
* Taraftar Hakları Derneği * Devrimci Spor Emekçileri Sendikası (Spor Emek-Sen)
2.10.13
Tribünün en önemli ve en özel dili pankarttır. Tepkisini, sevincini, öfkesini vb. bütün ruh halini yansıttığı kağıdıdır defteridir. Peki bir fırça bir kutu boya ve üç beş metre bezi alıp yazılamak çok mu zor? emek kokmayan, hataları görünmeyen o makine çıktısı kokusuna neden tercih edilir? Etmeyin arkadaş Emek verin Dijital Pankarta Hayır !
Ciğerimizi Söküp Aldın Ankaragücü...
İlk dört haftanın kısa bir değerlendirmesini yapacak olursak, kadro kalitesi takımımızı bir adım önde tutuyor.
Fakat futbol bu kağıt üstünde önde olman hiç bir şey değiştirmiyor. Sahada mücadele etmediğin zaman puanları sahada bırakıyorsun. Ama genel anlamda takım iyi gidiyor bazı ikili diyaloglarda problemler var bunları sahaya yansıtmadığı zaman takım daha iyi olacaktır.
Yalnız futboldan daha ön plana çıkan durumlar yaşamaktayız;
Yıllarca Ankaragücü maçları öncesi yan sahalarda amatör müsabakaları takip eder maç saati gelince stadyum yolunu tutardık. Şimdi ise o ve daha beter sahalarda Ankaragücü nü izler olduk... 0-6 lık Eyüp galibiyeti bile akıllarda böylesine kalmamıştı... 100 yılı devirmiş bir camia, yıllarca profesyonel liglerde kök söktürmüş bir kulüp, ciğerimizi söküp aldı adeta...
Antrenmana değil resmi müsabakaya çıkıyor bu takım ve akıllarımızdan hiç silinmeyecek olan o yorumsuz fotoğraf ...
Fakat futbol bu kağıt üstünde önde olman hiç bir şey değiştirmiyor. Sahada mücadele etmediğin zaman puanları sahada bırakıyorsun. Ama genel anlamda takım iyi gidiyor bazı ikili diyaloglarda problemler var bunları sahaya yansıtmadığı zaman takım daha iyi olacaktır.
Yalnız futboldan daha ön plana çıkan durumlar yaşamaktayız;
Yıllarca Ankaragücü maçları öncesi yan sahalarda amatör müsabakaları takip eder maç saati gelince stadyum yolunu tutardık. Şimdi ise o ve daha beter sahalarda Ankaragücü nü izler olduk... 0-6 lık Eyüp galibiyeti bile akıllarda böylesine kalmamıştı... 100 yılı devirmiş bir camia, yıllarca profesyonel liglerde kök söktürmüş bir kulüp, ciğerimizi söküp aldı adeta...
Antrenmana değil resmi müsabakaya çıkıyor bu takım ve akıllarımızdan hiç silinmeyecek olan o yorumsuz fotoğraf ...
8.8.13
Onlar Var ya Onlar
- ONLAR -
Onlar değil-miydi?
Birilerine inat edip,
Dağlara, taşlara yeminler eden
Kendi dünyalarını
Kendilerince kurmak isteyen...
O dünyanın içinde
Çıkmaz bir SOKAK' a giren
O SOKAK' ta
Umut ışıklarını söyleyen
Kah gururlanan
Kah sıçtığı boku temizleyen
Onlar değil miydi?
Evet onlardı...
Kimsenin iplemediği,
Aldırış bile etmediği,
bu tribünler de
Delikanlı gibi takılan..
Onları kimse kandıramadı
Onları kimse yıldıramadı
Onlar bu çıkmaz SOKAK' ta
Yürümeye devam etti usul usul
Onlar sadece onlar olarak kaldı...
Aslında onlar;
Öyle böyle değiller
Onlara bir şeyler yazmak ne mümkün?
Onları okumak, görmek, yaşamak lazım
Onlar var ya onlar !
Ahan da buraya yazıyorum!!
Onlar adam olmaz
SOKAK
Geçtiğimiz günler de beşinci sayısı çıkan sokak fanzini işte böyle çıkmıştı yola onlar...
onlar var ya onlar ...
Kim mi onlar asla bilemeyeceksiniz ama merak ediyorsanız; tuborgunuzu alın açın fanzini...
Onlar değil-miydi?
Birilerine inat edip,
Dağlara, taşlara yeminler eden
Kendi dünyalarını
Kendilerince kurmak isteyen...
O dünyanın içinde
Çıkmaz bir SOKAK' a giren
O SOKAK' ta
Umut ışıklarını söyleyen
Kah gururlanan
Kah sıçtığı boku temizleyen
Onlar değil miydi?
Evet onlardı...
Kimsenin iplemediği,
Aldırış bile etmediği,
bu tribünler de
Delikanlı gibi takılan..
Onları kimse kandıramadı
Onları kimse yıldıramadı
Onlar bu çıkmaz SOKAK' ta
Yürümeye devam etti usul usul
Onlar sadece onlar olarak kaldı...
Aslında onlar;
Öyle böyle değiller
Onlara bir şeyler yazmak ne mümkün?
Onları okumak, görmek, yaşamak lazım
Onlar var ya onlar !
Ahan da buraya yazıyorum!!
Onlar adam olmaz
SOKAK
onlar var ya onlar ...
Kim mi onlar asla bilemeyeceksiniz ama merak ediyorsanız; tuborgunuzu alın açın fanzini...
7.8.13
Yurdumun Stadyum Esintileri
Ülkemizin şehirlerinde en kilit, en merkezi yerlerin can damarıdır stadyumlar. Fakat öyle bir dönemdeyiz ki her şehirde ayrı ayrı stadyum projeleri yayılmaktadır. Sebepleri ise gayet açık Rant... Böyle bir dönemde arşivimin en çok hoşuma giden stadyum bölümünü paylaşmak istedim.
Ankara - 19 Mayıs Stadyumu
Ankara - Cebeci Stadyumu
Adana - 5 Ocak Stadyumu
Alanya - Oba Stadyumu
Antalya - Atatürk Stadyumu
Balıkesir - Atatürk Stadyumu
Bolu - Atatürk Stadyumu
Bursa - Atatürk Stadyumu
Denizli - Atatürk Stadyumu
Diyarbakır - Atatürk Stadyumu
Erzurum - Yeni Erzurum Stadyumu
Eskişehir - Atatürk Stadyumu
Gaziantep - Kamil Ocak Stadyumu
Giresun - Atatürk Stadyumu
Hatay - İskenderun D.Ç 5 Temmuz Stadyumu
İstanbul - Atatürk Olimpiyat Stadyumu
İstanbul - Türk Telekom Arena
İstanbul - Şükrü Saracoğlu Stadyumu
İstanbul - Bjk İnönü Stadyumu
İstanbul - Rte Kasımpaşa Stadyumu
İstanbul - Güngören Mimar Yahya Baş Stadyumu
İstanbul - Eyüp Stadyumu
İzmir - Atatürk Stadyumu
İzmir - Alsancak Stadyumu
İzmir - Buca Arena
Karabük - Dr. Necmettin Şeyhoğlu Stadyumu
Kayseri - Kadir Has Stadyumu
Kocaeli - İsmetpaşa Stadyumu
Konya - Atatürk Stadyumu
Malatya - İnönü Stadyumu
Manisa - 19 Mayıs Stadyumu
Mersin - Tevfik Sırrı Gür Stadyumu
Ordu - 19 Eylül Stadyumu
Rize - Yeni Rize Şehir Stadyumu
Sakarya - Atatürk Stadyumu
Samsun - 19 Mayıs Stadyumu
Sivas - 4 Eylül Stadyumu
Trabzon - Hüseyin Avni Eker Stadyumu
Trabzon - Akçaabat Fatih Stadyumu
Zonguldak - Karaelmas Kemal Köksal Stadyumu
Çanakkale - 18 Mart Stadyumu
Şanlıurfa - GAP Arena Stadyumu
O stadyumları yıkabilirsiniz, Anılarımızı Asla !
Ankara - 19 Mayıs Stadyumu
Adana - 5 Ocak Stadyumu
Alanya - Oba Stadyumu
Antalya - Atatürk Stadyumu
Bursa - Atatürk Stadyumu
İstanbul - Güngören Mimar Yahya Baş Stadyumu
İstanbul - Eyüp Stadyumu
İzmir - Alsancak Stadyumu
Manisa - 19 Mayıs Stadyumu
Mersin - Tevfik Sırrı Gür Stadyumu
Samsun - 19 Mayıs Stadyumu
Trabzon - Hüseyin Avni Eker Stadyumu
Zonguldak - Karaelmas Kemal Köksal Stadyumu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























































































.jpg)











.jpg)





.jpg)




.jpg)